Tam da alışmışken suskun karanlıklara
Umarsız libası giyip, sırt çevirmişken yaşama
Zaman ve mekan mefhumunu ötelemişken uzaklara
Bir göçmen kuş misali gelip yuva yapmasaydın yüreğime
Anlamsız bakışlarıma mânâlar yüklemeseydin
Güneşte kalmış gölet misali buharlaşıp yok olacaktım..
Yitirilmiş onca şeyin ardından, giydiğim derviş hırkasını
Ve üzerime serptiğim ölü toprağını süpürüp atmasaydın
Omzuma koyduğum başımı kendi omzuna koymasaydın
Nefesini nefesim, gözlerini gözlerim
Çözmeseydin lâl dilimin prangasını
Yitik bir ezgi olup silinecektim hafızalardan..
Şimdi hayallar kurar oldum yarınlara dair,
Gül yaprakları kurutuyorum sayfa aralarında,
İkiyüzlü, onur yoksunu mahluklara bile
Hoşgörüyle bakabiliyorum artık
Kaç mevsim daha böyle geçerse geçsin,
Ne kadar uzarsa uzasın mesafeler
Yolun sonunda sen olacaksın diye
Nefes nefese koşuyorum yarınlara..
Neredesin, mahzun gözlerinde hayat bulduğum
Neredesin, gülüşlerinde güneşi barındıranım,
Neredesin, uzak iklimlerin cezayir menekşesi
Neredesin, meleklerin gıpta ile secde ettiği
Neredesin, güzellikler ülkesinin asil prensesi
Neredesin, Ab-ı hayatım
Herneredeysen bir ses ver,
Dayanamıyorum suskunluğuna...
08/05/2012

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder