Hasretlerin ekilip, acıların biçildiği çorak bir tarladayız. Rüzgarlar hoyratça kırıyor yapraklarımızı.
Ve sürükleniyoruz bir bilinmeze. Oysa biz hayallerimizi ekip, içine yaşanmamışlıklarımızı serpmiştik. Umutlarımız vardı bizim yarınlara dair...
ayaz yağıyordu geceye, gözleri uzak ufuklarda, baktı baktı sonra kalkıp sarsak adımlarla yürürken, mırıldandı usulca herkesin bir gideni vardır, içinden bir türlü uğurlayamadığı..
kimi çok sevdiysem ömrümden ömürler alip kayıp gitti avuçlarımdan Maria gemisi fırtınaya tutulmuş kaptan misali bir ben kaldım yorgun, kırgın suskun... yoruldum maria hemde çok...
biz dünyalara sığamazken sığar mıyız daracık tabutlara maria bitse de bütün yaşanacaklar sıyrılıp akşamın kızıllığından karanlıklara doğru düşse de yolumuz yine de yapılacak ameller var maria
hep koşar adım yaşadık hayatı şimdiki gibi olmadık hayaller kurma yerine gerçekleşecek düşler kurduk kurulu bir makine gibi yaşadık dümdüz gün gelipte her şey yerli yerine oturunca yitip gittik kocaman bir boşlukta