O, uzak iklimlerde açmış bir Cezayir menekşesiydi,
Gözleri bazen yeşil, bazen ela, bazen
de kahveye çalardı.
Yürüyüşünde yavru ceylanlar seker,
Yüreğinde nice yanardağlar
beslerdi de kimseler bilmezdi.
İç dünyasını anca bir sevilen
görebilirdi
Güneşin battığı yerden doğar
Gülen güzel yüzü
Ay’la dans eder
Yıldızlarla göz kırpardı
karanlıklara..
Fatıma-i Zehra misali
Yüzünde Muhammed nuru vardı
Meleklerin secdeye durduğu..
Ne zaman sıkılıp bunalsa, özürlü
çocuklara gider
Onlarlarla saatlerce zaman geçirirdi
Onların iyilik meleği, ..... teyzesiydi
Orada olduğu zamanlarda sesi bir başka
geliyordu
Hüzün ve mutluluğun şiirsel yankısı
gibiydi
Zaten kalbi sevgi dolu biri
Ama orada bir Azize oluyordu..
Narin zarif ve asil’di
O’nu bulmak kolaydı,
Çünkü mutluluk ışığı saçıyordu
bulunduğu her yerde
Kimseye aşık olamamıştı
Yavan geliyorlar hepsi demişti
Başka bir şey istiyordu ama yoktu
işte
Yüreğinde depremler oluşturacak bir
başka yürek.
O yüzden babamdan başka hiçbir
erkeği sevemedim derdi
Ta ki; O güne kadar.
Kimselerin bilmediği görmediği
Bir Cenneti vardı gizli saklı
Tüm riyalardan arınmış kötülüklerin
yer almadığı ayrı bir Dünya
O mutlu doğmuştu ve mutluluk
perisiydi
Nasıl anlatsam ki;
Her haliyle güzel yaratmış Yüce
Yaradan
Ve o İzmir’in en güzel genç
kızıydı...
...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder