Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

24 Kasım 2012 Cumartesi

Suskun Vedalar ( XX )

















Hani ahdımız vardı
İki bedende bir yürektik
Asla ayrılmayacaktık
Birlikte direnip yaşama 
Birlikte göğüs gerecektik.

23 Kasım 2012 Cuma

Suskun Vedalar (XIX )















Yitirilmişse,
Kızıllığına boyandığımız akşamlar
Ufkun karanlığına gömülmüşse
Saçlarına taç yaptığım yıldızlar

21 Kasım 2012 Çarşamba

18 Kasım 2012 Pazar

Suskun Vedalar.. ( XVII )


Sustum mu, susturuldum mu 
Diye sordu aynadaki yorgun yüzüne
Sonra umarsızca omuz silkip
Ne farkeder ki dedi..

1 Ekim 2012 Pazartesi

Suskun Vedalar ( XVI )















Yangın yerinde toz duman içinde kalmış gibiydi,
Gözleri yanıyordu, şuursuzca dolaştı durdu evin içinde
Tüm eşyalar yerinden fırlayıp üstüne geliyordu sanki 

29 Eylül 2012 Cumartesi

Suskun Vedalar ( XV )














Bazen unutmak isteriz ya hani,
Aklımıza tüm olumsuzlukları getirip,
Hayırsızın tekiymiş demek isteriz 
Dilimiz varmaz birtürlü,
Düğümlenir kelimeler, tıkanıp kalırız

24 Eylül 2012 Pazartesi

Suskun Vedalar ( XIV )













Bu kaçıncı sabahtı güneşin 
Uykusuz gözlerine doğduğu
Düşündü, çokmuş hem sayıp da ne olacak ki
Nasılsa serseri zamanlarındaydı ömrünün
Zihninin kenarına itti bu düşünceyi.

18 Eylül 2012 Salı

Suskun Vedalar ( XII )

















Yağmur altında koca kent
Cama vuran damlaların
Buğusuna çizdiğim yüzün
Kederli bakışlarında
Gördüğüm çaresizliğin
Yüreğim çarmıha gerili
Sesim çığlık olup
Erken sonbaharlarda yankılanıyor

14 Eylül 2012 Cuma

Yorgun..





















Gittikçe ıssızlaşan çöllerde,
Kurumuş yapraklarla savrulup
Gölgemle yürüdüm ay ışığında..

12 Eylül 2012 Çarşamba

Yalan..












Yalan, seni sevdiğim yalan
Özlediğim yalan..
Uykusuz gecelerde
Uğruna döktüğüm yaşlar
Yalan..

11 Eylül 2012 Salı

Belki Bir Gün..
















Puslu bir günün sabahında İstanbul'un
Aldırmadan yağmura 
Yürümek el ele sahilde
Gemilere el sallayıp, 
Martılara simit atmak..

31 Ağustos 2012 Cuma

Git..














Git, ömrümden aldığın ömürler kadar uzaklara git.
Yakıp yıktığın, hoyrat rüzgarlarla
Savrulan küllerimi çiğneyerek
Uğruna talana uğramış
Yüreğimden çık git.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Suskun Vedalar ( X )













Gün, güneşi ötelerken 
Puslu karanlıklar doğurur gece.
Cılız bir ışık 
Köhne evin
Duvarlarını yalar.

28 Ağustos 2012 Salı

Kıza bak kıza..














Görenin aklını alır başından,
Salınarak gelen kıza bak kıza,
Edası, işvesi çok canlar yakar,
Haspanın ettiği naza bak naza..

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Suskun Vedalar ( VIII )






Dudaklarımda bir ıslık, ellerim ceplerimde
Umutsuzluğun çıkmazına yürüyorum
Sigaramın dumanı yakıyor gözlerimi
Ondandır diyorum süzülen yaşlar
Avuçlarımda pişmanlıklar,
Bir çocuk hıçkırıyor taa derinlerde..

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Gidiyorum..













Hayallerimi, umutlarımı ve yalnızlığımı vurup sırtıma
Issız çöllerin sessizliğinde bir damla yağmur gibi
Kuruyup yok olmaya gidiyorum.

Hem yol, hem yolcusu olduğum bir bilinmezde
Acılardan oluşan yüreğimdeki sarkıtları,
Gereksizliklerin içinde lâl olmuş dilimi,
Önüme eğilmiş başımı, yitirilmiş değerlerimi,
Sükunetle izleyip buruk tebessümlerle baktığım sahte dostlukları,
Kanayan yanlarımı, sevgiye dair ne varsa söküp içimden,
Bozup suskunluğumu, uzak ufuklara haykırmaya gidiyorum.

13 Temmuz 2012 Cuma

Suskun Vedalar ( VII )












Seni bekleyişle geçen uzun zamanların ertesinde,
Sesin sevinçlerim olur, hasret nağmeleri yayılırdı odama
Neydi beni böylesine tutup saçlarımdan sana doğru çeken,

12 Temmuz 2012 Perşembe

Suskun Vedalar ( VI )




















Ne zaman mutlu, sevinçli bir ortam olsa
Gözlerime sen doğuyorsun
Her şarkıyı söyleyen sen
Her dans eden sen..

3 Temmuz 2012 Salı

Suskun Vedalar ( V )
















Seni düşünürken, Cennetin ırmakları akıyor yüreğime.
Ruhum sükunete eriyor, mahzunlaşıyorum.
Yüzün tam ortasında dolunayın
Gözlerin Hacer-ül Esved, siluetin Kabe'm
Dilimde dualarım oluyorsun..

1 Temmuz 2012 Pazar

Suskun Vedalar ( IV )













Sesin değdiğinde sesime
Buzullar erirdi kutuplarda.
Susardı içimde ağlayan çocuk,
Saçlarının rengine boyanırdı gökyüzü.
Küçük, masum şakalarımız olurdu,
Senin gülüşünde çiğdemler açardı.
Gözümüz saatte söyleşirdik hep
Sığamazdık kısıtlı zamanlara.
Gelecekte daha çok konuşuruz der 
Sığınırdık hayallere
Aldırmazdık başımızdaki musibetlere
Ve umutlar beslerdik yarınlara dair..


Şimdi neredesin, ne haldesin bilmiyorum
Çığ düşmüş sana geleceğim yollara
Ellerim gökyüzüne kalkıyor
Bir can mı istiyorsun al senin olsun verdiğin diyorum
Kıyma tomurcuk gülüme..


Ben hala gittiğin gündeki gibiyim,
Belki biraz daha suskun,
Biraz daha fazla özlem
Gözkapaklarıma çizili yüzün
Kalp atışlarım kadar yakın bana diyorum
Özleyen yanlarımın yangınında
Dilimdeki duam oluyorsun,
Her dua, Seni Seviyorumla başlayıp
Seni Seviyorumla bitiyor...


01.07.2012




27 Haziran 2012 Çarşamba

Suskun Vedalar ( III )



















O, uzak iklimlerde açmış bir Cezayir menekşesiydi,
Gözleri bazen yeşil, bazen ela, bazen de kahveye çalardı.
Yürüyüşünde yavru ceylanlar seker,
Yüreğinde nice yanardağlar beslerdi de kimseler bilmezdi.
İç dünyasını anca bir sevilen görebilirdi
Sevgide suskundu o yüzden..

25 Haziran 2012 Pazartesi

Suskun Vedalar ( II )














Adı yok, boyutu yok,
Başlangıcı var, sonu yok.
Sorgusu, bağlayıcılığı yok
Nasıl ve nereye kadar bilen yok
Boyutsuz bir sevgi bu..

22 Haziran 2012 Cuma

Suskun Vedalar ( I )















Yaz sıcağında esen ılgın bir rüzgar gibiydi gelişin,
Sesin biraz mahcup, biraz naif, anne şefkati gibi berrak,
Her kelimen ayrı bir nağmeyi çağrıştırıyordu,
Uzun uzun konuşur, sonrada neden suskunsun derdin
Seni dinlerken kapatırdım gözlerimi ve saçlarını okşardım hayalimde
Mutluluk an'dır yaşanır biter, oysa sen bitmeyen mutluluğumdun..

12 Haziran 2012 Salı

İçimdeki Fırtınalar..



Geçen uzun zamanların kısa soluklu bir nefesi gibiydin
Seni düşünürken gülümser olmadık hayaller kurardım
Bazen kızardık birbirimize, bu kez son derdik ya hani,
Yinede içimden sakın ha, sakın inanma diye yalvarırdım.

8 Mayıs 2012 Salı

Seni Arıyorum..


















Tam da alışmışken suskun karanlıklara
Umarsız libası giyip, sırt çevirmişken yaşama
Zaman ve mekan mefhumunu ötelemişken uzaklara
Bir göçmen kuş misali gelip yuva yapmasaydın yüreğime
Anlamsız bakışlarıma mânâlar yüklemeseydin
Güneşte kalmış gölet misali buharlaşıp yok olacaktım..

25 Nisan 2012 Çarşamba

Çöl Düşkünü..


















Yıldız terketmiş göğünü,
Güneşin ağdığı zaman.
Açılır lale, sümbüller,
Gülyüzün güldüğü zaman..

23 Nisan 2012 Pazartesi

Birşey Söyle..















Durma öyle suskun, Öyle masum
Umutsuzluğa yer yok hayallerimizde,
Düşen bir damla gözyaşınla
Okyanus olur deli dalgalara dönerim.
Susma birşey söyle..

4 Nisan 2012 Çarşamba

Buradasın..























Buradasın biliyorum,
Sesini duyuyorum,
Karanlık duvarlarında odamın, 
Nefesini hissediyorum dudaklarımda
Seni düşünmenin sıcaklığı yayılıyor
Yüreğimin kuytularına..

9 Şubat 2012 Perşembe

Tripoli'de Bir Akşam..



Yoğun bir günün akşamında yemek sonrası eşofmanları giyip hem biraz yürür
hem de sigara alır dönerim diye kaldığım otelden aşağı inerek 
Ömer Muhtar caddesinden eski adıyla Yeşil Meydana (yeni adıyla Özgürlük Meydanı) 
doğru yürürken kaldırım kenarına oturmuş 3-4 yaşlarında bir çocuk gördüm,

8 Şubat 2012 Çarşamba

Sitem...



                                       Bir garip yazgıdır bu, 
                                       Dağılmıyor başımızdaki kara bulutlar.
                                       Nereye uzatsak ellerimizi,
                                       Kocaman bir boşluk..

1 Şubat 2012 Çarşamba

Edward Munch'ın Çığlık tablosu ve ilginç rastlantılar. (The Scream)


12.12.1863 te Norveç'in Löten kentinde dünyaya gelen Munch gerek ailesinde gerekse kendi yaşamında sürekli hastalıklara maruz kalmış annesi ve iki kız kardeşini erken yaşlarda kaybetmiştir. Bu ruh halinden olsa gerek, Munch'ın yapıtlarına genellikle karamsarlıklar hakim olmuştur.

5 Ocak 2012 Perşembe

Gittin...




Sevgilerin birleştiği, belki yorgun,yinede mutlu, yinede umutlu, yinede sevgi dolu nice yıllara!.Belki Bir Gün..

Aslında çok zaman önce gitmiştin de,
Konduramadım bir türlü 
Ya da korkup sensiz kalmaktan
Kendimi kandırdım...


Hani sonsuz gibi gördüğümüz bu yol vardı ya,
Çıkmaz dar bir sokaktan ibaretmiş meğer anlayamadık..


Bir kez bile yan yana gelemeden
Elinin sıcaklığı yüreğimi titretmeden
Gözlerinin derinliğinde boğulamadan
Gittin...


Sen sinsi bir hastalık gibi yayılırken yüreğime
Ben bulmaya çalışırken kaybettim seni..
Bir rüya sanki, bir hayal gibi
Yağmurla geldin,
Fırtınayla Gittin..  


Oysa sen susuşlarımda saklıydın
Sensizlikle konuşup, sensizlikle
Hayaller kurmaya alışmıştım...


Çözülmez artık yüreğimdeki buz dağları,
Çözülmesinde..
Günden güne eriyip yok olayım..


Yağmurlu günlerde seninle ıslandım,
Seninle yürüdüm tenhasında gecelerin
Sana sarılıp ısıttım üşüyen yanlarımı
Kimseler görmesin, anlamasın diye.
Sensizliğimde yağan yağmurlarla ağladım..


Belki bir gün, uyandığında sızlayacak sol yanın
Umutsuzca bakıp pencerenden 
Ufuklarda arayacaksın beni
Kendi gittiğini unutup
Güneşle birlikte, pencerenden odana dolmamı isteyeceksin.
Ama bil ki; artık bende gittim...


Kilitler vurdum seni özleyen yanlarıma,
Kör kuyulara attım çığlıklarımı,
Sensizliğimde üstüme üstüme gelen
Cinnetlerle savaştım, yoruldum, kırıldım..
Ve bittim..


Herkesi sığdırdığın kalbinde muhacir oldum da,
Daimi bir yer bulamadım ben..
Var iken yok sayıldım.
Kısıtlı ve gizli zamanlara sığdırıldım
Yinede sustum incinmeyesin diye,
Ama artık çatladı sabırtaşı..


Yine kapanıp kendime, hasretlerimle paslanıyorum
Sensizlikten eksilip yok oluyorum günden güne
Artık her mevsimi sonbahar olarak yaşıyorum..


Oysa sen, bana benden daha yakın olanımdın,
Hiç gitmeyenim, hiç bitmeyecek olanımdın.
Sen gittin..


Ne zaman umutsuzluğun pençesine düşsen
Tutup ellerinden kaldırdım.
Oysa sen; her kalktığında başka yerlere gittin..


Gittin işte..
Sen gittin..
Başka hülyalara daldın..


Anladım..
Sustum..
Ve..
Bende GİTTİM...


05/01/2012 Darıca..



25 Aralık 2011 Pazar

Bir gün...




















Belki bir gün
Hiç ummadığın bir zaman da
Çıkıp geleceğim sana
Habersiz, sessiz sedasız
Usulca yaklaşıp 
Tutacağım elini..

22 Aralık 2011 Perşembe

Sen Yokken...














Sen yokken suskunluğun sisleri çöktü üstüme
Hüzün dalga dalga kaplarken bedenimi

Tutunmalı Yaşama..



















Zor zamanlar yaşarız elimizde olmadan,
Umutlarımız kararmaya başlar,
Birer birer kırılır tutunduğumuz dallar,

20 Aralık 2011 Salı

Umutlar Tükenmemeli...


Gitmek kolay, unutmakta...
Zor olan kalmak daha da zor olan ise, 
Sevmek herşeye rağmen..
Sevdik..
Kıymetini bilemedik...
Bitti..
Bittik...
Bir enkaz kaldı geride...
Bir de unutamayacağım adın...

------------------------------




Her şeye rağmen susmamalı
Çığlıklar alabildiğine serbest
Yürekler kurtulmalı prangalardan
Umutlar Tükenmemeli...

Serzeniş...















Cânı cânandan eyleyen, gamlara dûçar ola.
Ötmeye bağında bülbül, baykuşa naçar ola.
Kimseler açmaya bab-ın, bir yüze hasret kala,
Sinesine dağ çekile, yâri yârdan eyleyenin.

Yakarış..























Medet senden Alemleri Yaradan,
Bağışla sahibi Kur’ana beni.
Çok günah işleyip divana durdum,
Bağışla ol Şahı Merdan’a beni..

16 Aralık 2011 Cuma

Ve seni özlüyorum..
















Bir telaş kaplamış koca şehri,
Bir koşuşturmaca alabildiğine
Otobüs durakları tıklım tıklım
Dışarıda yağmur yağıyor, 
Ve seni özlüyorum..

12 Aralık 2011 Pazartesi

Dün Gece Yine Yalnızdım..

















Dün gece yine yalnızdım, her gece olduğu gibi.
Yürüdüm sokaklarda, birbaşıma
Nerede olduğumun ve nereye gittiğimin ne önemi vardı
Ay da göstermiyor yüzünü ya, kimin umrunda.

8 Aralık 2011 Perşembe

Uzak Sevdalar..
















Yanlış olan zamanlar mıydı
Yoksa bizde mi hata vardı bilmiyorum.
Vuslatsız bir sevda besledik yüreğimizde,
Kaç yanlış bir doğruyu götürürdü
Hiç düşünmeden gözü kapalı daldık aşkın denizine..

7 Aralık 2011 Çarşamba

Sustum...

















Sustum,  gözlerim kör,  kulaklarım sağır,
Lal oldu dilim..
Umutlarımı biçiyorum elimde tırpan
Ve hançerliyorum hayallerimi,
Kimse bilmiyor içimde kanayan yarayı..

29 Kasım 2011 Salı

Sevgiliye...

















Başımı göğsüne koysam uyurken,
Derin hülyalara dalsam sevdiğim.
şeker mi, kaymak mı bilmem leblerin
Bir minicik buse alsam sevdiğim..

27 Eylül 2011 Salı

Yaşamın Kıyısında..
















İşin yoğunluğunu atlatıp bu günü de akşamı etmişti. Etmişti de bir de köprü trafiği belası vardı karşısında dağ gibi. Eve gidip kendi sessizliğine dalma hayali ile bastı gaza. Sanki şehrin gürültüsüne nazire edercesine, nazlı nazlı yağmur çiseliyordu sigaranın dumanı çıksın diye araladığı camdan ıslak 
saçlarıyla bir baş uzandı; 

25 Eylül 2011 Pazar

Ey Sevgili..

















Ey Sevgili..
Sen içime akıtıp söyleyemediğim sözlerim,
Gecelerimi gündüzlere çeviren günışığım, aydınlığımsın.
Mah cemalindeki, masum gözlerinin esiriyim.

Seveceksem Böyle Sevmeliyim...


26 Ağustos 2011 Cuma

Sessiz Veda..















Hasretlerin ekilip, acıların biçildiği çorak bir tarladayız.
Rüzgarlar hoyratça kırıyor yapraklarımızı.
Ve sürükleniyoruz bir bilinmeze..

19 Ağustos 2011 Cuma

Yokluğunda..















Yokluğunda kitaplar koydum başucuma
Hiçbirini okuyamayacağımı bile bile
Şiirler okudum, yazdım, aşka dair özleme dair
Herşey bir küf kokusu tadındaydı
Bir boşluk ne girişi belli ne çıkışı
Hayaller umutlara, umutlar karanlığa karıştı..

Gitme...





















Gitme...
Gidersen kim büyütür
Çocuksu sevgimizi.
Gidersen, hangi yüreklere emanet edeceksin, 

Uğruna adanmış bu yaşamı.
Kim okşar senin için besleyip
Yeşerttiğim duygularımı.

Gidersen, Kim görebilir ki, 

Gözlerimdeki ışığı..

Kal, kenetlensin ellerimiz.
Umutlarımız, 

Maviye boyasın gökyüzünü..

04/02/2011